Çocuklarımız ve onlardan beklentilerimiz üzerine bir sorgulama


Merhabalar.

Bu kez yine tecrübe sahibi olmadığım fakat gözlem yapma şansı bulduğum bir konu üzerinde fikir yürüteceğim. Okuması ve üzerinde düşünmesi zevkli bir yazı olur umarım. Çok uzun tutmayacağım. Sizin de farkında olduğunuz ama üzerinde çok durmadığınız bir konuya ufaktan değinip, sizi kendinizle baş başa bırakacağım.

Bizler, yani yetişkinler yaşamlarımızı birleştirecek bir eş adayı ile karşılaştıktan sonra tüm o şaşalı formaliteleri adım adım geçerek evliliğe ya da hiçbir formaliteyi vs. sallamadan olduğu gibi sevdiğimiz insanla birlikte yaşamaya adım atıyoruz. Bir süre sonra hem biyolojik dürtülerimiz hem de içinde bulunduğumuz sosyal gerçeklik sebebiyle çocuk sahibi olma arzumuz kımıldanmaya ve bizi harekete geçirmeye başlıyor. Aldığımız ortak karar neticesinde eğer tüm şartlar uygunsa çocuk sahibi olma yoluna gidiyoruz. (Bu kısmı hızla atlayıp doğumdan sonrasına geçiyorum*swh)

Dünyaya bizim varlık sebebimizi daha da güçlü hale getirecek bir birey getiriyoruz. Onu artık yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyoruz. Her şeyi onun için, ona göre tasarlıyoruz. Onun sağlığı, onun gelişimi, eğitimi hemen her şey uzun süre planlanıyor ve elimizden gelenin en iyisi olması arzusuyla gerçekleştiriliyor.

İnsanlar bir evlat sahibi olduklarında o bebeğe inanılmaz bir konfor sunmaya çalışıyorlar. Genellikle bizim gibi ülke ve toplumlarda "biz görmedik, o en iyisini görsün, giysin, yesin, bilsin" vs. gibi bir algıyla hareket ediliyor. Bunda bir sakınca var mı? Yani evladınızın her açıdan iyiliğini istiyor olmanızda hiçbir sakınca görmüyorum. Çünkü o sizin çocuğunuz ve bu ona sizin istediğiniz en yüksek konforu sunmakta da sonuna kadar özgürsünüz.

Ona en iyi kıyafetleri almaya çalışıyorsunuz, yiyebileceği en sağlıklı yiyecekleri sunuyorsunuz, eğitimi için hiçbir masraftan kaçınmıyorsunuz vs. gibi birçok çabanız var.

YA SONRA?

Çocuklarınız okul çağına geldiğinde bu davranışınız bir süre daha devam ediyor. Çocuk, okul ortamında bir rekabetin varlığını idrak etmeye başladığında (yani ufak ufak onun bir yarış atı olduğu ona hissettirilmeye başlandığında) siz bu yarışın geçmiş mümessilleri olarak her şeyin farkında olduğunuzdan olayı hiç yadırgamıyor ve onu bu konuda yapayalnız bırakmayı tercih ediyorsunuz.

NEDEN?

Söylesenize, neden bebekken üzerine titrediğiniz, kimsenin ona değil zarar vermek onun hakkında kötü düşünmesine bile izin vermediğiniz evladınızın bu rekabetçi ortamda birileri tarafından parçalanmasına göz yumuyorsunuz?

NEDEN?

Daha 9 yaşındaki bir çocuğa "sen derlerine çalışma bakalım, sen o sınavdan bir düşük puan al, yaşıtların günde 100 soru çözerken sen kitap bile açma" vs. gibi saçma kaygılarla o üzerine titrediğiniz evladınızı bir stres çukurunun içine atıyorsunuz?

NEDEN?

Hayattaki tek şansının o boktan okulda alacağı notlar olduğu konusunda onu ikna etmeye çalışıyorsunuz? Halbuki siz de biliyorsunuz, üniversitede dahi aldığınız notlar yaşamınızın geri kalanında hiçbir halta yaramadı.

NEDEN?

Okuldaki diğer çocuklarla onu karşılaştırıyorsunuz?

NEDEN?

Diğer çocukların velileriyle sidik yarıştırır gibi birbirinize çocuklarınızı kıyaslıyorsunuz?

Hani "Mandıra Filozofu 2" İsimli filmde Mustafa ali'nin (Müfit Can Saçıntı) bir repliği vardı. Arkadaşı ona, çocuklarının daha doğmadan hangi okullara gideceklerini, hangi mesleği yapacaklarını planladıklarını anlatıyordu. Mustafa Ali de ona "ohoo, siz çocuk yapmamışsınız ki, siz proje yapmışsınız" diye yanıt veriyordu.

Hatırladınız değil mi? Eve birçoğunuz hatırladı.

O halde bu yazıyı okurken "yahu biz onların iyiliği için böyle yapıyoruz, geleceklerini kurtarsınlar diye, iyi bir işleri çok paraları olsun diye, rahat etsinler diye" şeklindeki cümleleri içinizden geçirmeyi bir kenara bırakın. Birçok yetişkinin yaşamındaki olumsuzlukların sebebi geçmişleriyle, çocukluktaki yaşadıkları travmalarla ilgilidir. Siz geleceği iyi olsun düşüncesiyle çocuğunuzu "hiç benden bir şey bekleme, o dersleri halletmeden de sana ne gezme, ne eğlenme var" şeklindeki tehditlerle yola getirmeye çalışmayın. Böyle yaparak belki onu ders çalıştırabilirsiniz, belki iyi bir bölüme sokabilirsiniz, belki harika bir iş sahibi yaparsınız.

AMA

o çocuk bir gün dönüp ardına baktığında, kendini en savunmasız hissettiği anda ailesinin onu tercihler yapmak zorunda bıraktığını düşündüğünde belki de bu yüzden hiçbir zaman mutlu olamayacak.

ya da

yahu babam iyi ki beni zorlamış bunları yapmaya, yoksa ben adam olmazdım deyip sizi alkışlayacak.

Her iki sonuçta da bir şey ıskalanıyor.

YAŞAM AMACI

Yaşam amacı olan bireyler yetiştirin. İyi bir iş sahibi olmaya neden ihtiyaç duyduğunu sorgulayabilecek kapasitede bireyler olsunlar. Farkında olsun. Farkına varsın yaşamın. Hayatın okuldan ve notlardan, ya da para kazanmak için yapılan işlerden ya da alışveriş yapıp tüketmekten ibaret olduğunu zanneden insanlardan olmasın. Hayat tam olarak nedir, neye hizmet eder bir cevap veremem ama ne olmadığını ve neye hizmet etmemesi gerektiğini yeri geldikçe söyleyebiliyorum.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Esen kalın.

Yorumlar

  1. merhabalar blogunuz çok güzelmiş sizi karşılıklı site gezinme ve yorum yapma sistemine bekliyorum sitenize hem ziyaretçi çekebilirsiniz bu güzel blogu tanıtabilirsiniz hemde yorum getirtebilirsiniz https://www.foreverautohits.com/?ref=973 sisteme buradan kayıt olabilirsiniz referansım olarak bana da katkı sağlayabilirsin teşekkür ederim şuan 1300 kişiyiz hedef 5 bin kişi olup büyük bir aile olmak :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi akıcı ve anlaşılır bir dille ifade etmeye özen gösteriniz. Küfür ve kötü söz kullanmayınız.