İletişim ve internet erişimi neden ücretsiz olmalıdır?

Olur mu canım, neden ücretsiz olsun ki? diye geçirdiyseniz içinizden, hazır olun daha önce düşünmediğiniz bir konu üzerinde düşüneceksiniz.

Devlet organı, vatandaşlar olarak bir uzlaşı sonucu belli bir düzen üzerine inşa ettiğimiz, bizim gereksinimlerimizi karşılamakla mükellef aygıttır. Var olmasının tek sebebi budur. Yoksa bir kutsallığa veya başka üstün bir gücün iradesine haiz bir yapı değildir. Biz varız diye vardır, bizden meydana gelir ve bizim için çalışmalıdır.

Herkes bir belediye hakkında konuşurken, yol yapmakla, altyapı hizmetleriyle, sosyal projeler düzenlemekle ilgilenen, bütçeyi bunlar için en uygun bir şekilde kullanan bir düzenden bahsediyor. Belediye kutsaldır, belediye başkanı peygamberdir falan gibi naralar duyuyor muyuz? Hayır duymuyoruz. Çünkü neden duyalım?* O yapıyı biz kendimiz için inşa ettik, başına getirdiğimiz şahsı biz seçiyoruz, sarf edeceği parayı vergilerimizle biz veriyoruz. Ondan da doğal olarak hizmet bekliyoruz. Fazla abartacak bir şey yok.

O halde devlet aygıtı hakkında konuşurken ona neden kutsallık atfediyoruz? O da pekala bizim ortak irademizle oluşmuş, bütçesini bizim vergilerimizden elde eden ve onu da bizim için harcamakla mükellef olan bir yapıdır. İşleri organize eder, vatandaşların kayıtlarını tutar, güvenliği sağlar, ticareti kontrol eder, ülkeler arası ilişkilere bakar, uluslararası arenada vatandaşların haklarını korur, ülke çapında ulaşımı koordine eder vs. Abartmaya gerek yok yani. Zaten onu oluşturma sebebimiz, bu ihtiyaçları karşılayacak bir yapıya ihtiyacımız olmasıydı. Sonuçta onu biz icat ettik. Korkulacak bir şey yok.

Vatandaşların ihtiyacı olan kaynakların tasarrufu sırasında belli önlemler alınabilir. Bu gayet normaldir. Misal elektriği doğada hazır halde bulmuyoruz. Onu üretmek zorundayız ve bunun da bir takım giderleri var. iletim, dağıtım, ölçüm, bakım vs. gibi farklı kalemleri de içeren giderler de var. O sebeple elektrik ücretlendirilmeli fakat cüzi oranlarda. Ayrıca aşırı kullanımın önüne geçmek için de ücretlendirilmesi belli oranlarda mantıklıdır.

Buna keza su. Suyu doğada çoğu zaman hazır halde buluyoruz fakat bu onu hunharca harcayabileceğimiz anlamına gelmiyor. Ayrıca suyun iletimi, dağıtımı, bakımı, onarımı gibi durumlar da söz konusu. Elektrikle aynı kapıya çıkabilir. Fakat yine de bunlar üzerinden alınan yüksek ücretleri onaylamıyorum. Su temel ihtiyacımız olduğu için gereksiz tüketimin önüne geçmek her vatandaşın asli görevi olmalıdır. Bu da ücretler aracılığıyla biraz caydırıcılık sağlayabilir fakat yine makul olmak kaydıyla. Ayrıca ücretlendirme sadece giderler bazında yapılsa bile ölçüm yapılmaya devam edilebilir. Gereksiz kullanıp tespit edilip başka şekilde cezalandırılabilir.

İletişim. İletişim için gerekli olan şey nedir? Mesela biz iletişebilmek için doğada var olan bir şeyi mi tüketiyoruz? yoksa bir şeyi üretiyor da mı tüketiyoruz? Misal biz 10 saat internet kullandığımızda doğadan eksilen bir şey oluyor mu? (sineğin yağını çıkarmadan yanıtlayalım) Hayır olmuyor. Daha önce yapılmış teknik çalışmalar neticesinde döşenmiş kablolar, koordinasyon merkezleri aktif halde çalışıyor o kadar. Yani internet kovaya ya da aküye doldurulabilir bir kaynak değil ki, onu tüketmekten bahsedelim.

Bu durumda devlete düşen görev, "iletişim" çağında, haberleşmeyi olanaklı kılan tüm düzenleri ücretsiz hale getirmektir. Ya da bunların iletim, dağıtım, bakım, onarım, yeni teknolojik gelişmelerin takibi ve daha sayılabilecek ne kadar kalemde gideri varsa cüzi ücretlerle vatandaştan tahsil etmelidir. Buradaki ince ayrıntı kar amacı gütmemektir. Devlet bu alanda kar amacı gütmemelidir. Elde edeceği gelirin kullanımı, iletişim alanındaki gerekli yenilikleri araştırmak ve yeni yatırımlar yapabilmekle sınırlı olmalıdır. (Personel giderlerini tabii ki göz ardı etmiyorum-her şey dahilden bahsediyorum) Oradan büyük karlar elde edip başka sektörlere yatırım yapmasını beklemiyoruz. Sadece haberleşme alanına etkiyen bütün kanalları güvenli bir şekilde devlet elinde tutmalı (asla özelleşmemeli), ücretlendirmeyi de sayılan kalemler dışında talep etmemeli, harcamamalıdır.

21. yüzyılda devletler özel şirketler gibi olmuş olabilirler. Her alanda yatırım yapıp, kar elde etmeyi düşünen kapitalist şirketler gibi olmaları, vatandaş açısından gayet sorunlu bir davranıştır. Bu durum refahı artırmadığı gibi, elde edilen büyük karların nerelere harcandığını denetleyen mekanizmaların tahribine sebep olabilir. Geliri kendi tasarruflarına kullanan şanslı bir azınlığı (oligarşi) doğurabilir. Bu şanslı azınlık kendi silahlı güçlerini (paramiliter) oluşturabilir. Sonuç olarak da devlet amacından sapabilir. Evet bu bir komplo teorisi ama bir uykusuz tabiriyle; "her şey olur".

Ha böyle şeyler bizim memlekette olur mu? Haşaa. Çünkü kâr edebilecek özelleşmemiş bir alan kalmadı memlekette. İletişim, ulaşım. En önemli iki kalem. Hiçbiri devlete ait değil. Yolları-köprüleri yap-işlet-devret isimli hastalıklı bir sisteme emanet ettik. İletişimi kime emanet ettik onu ben bile hatırlamıyorum o kadar zaman oldu yani.

Özelleşirse, yeni yapının başına geçenler vatandaşı değil ceplerini düşünecekler. Çünkü bu zaten onların en doğal hakkı. Buna kimse bir şey diyemez.

Ama devlet vatandaşı düşünmek zorundadır. İletişim ve haberleşme bizim en doğal haklarımızdan biridir. Bize hizmet etmesi için oluşturduğumuz bir yapı bu hakların bize ücretsiz ya da ücretsize yakın bir biçimde sunulmasıyla mükelleftir. Aksini düşünmek bence saçmalamaktır.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Esen kalın.

*bir sosyal medya tabiri

Yorumlar