Hanesüs'ün kaleminden; "Hayvan Çiftliği (animal farm) üzerine."

Orwell'ın ölümsüz eserlerinden biri; "Hayvan Çiftliği"

George Orwell denince aklınıza neler geliyor? 1984? Büyük abi? Hayvan Çiftliği? Ufkumuzu biraz daha genişletip, dünya geneline bakıp “All animals are equal, but some animals are more equal than others.” Cümlesi sizin için ne ifade ediyor dersek?

Kitaba geçmeden önce Orwell’ın hayatına dair küçük bir paylaşım yapmak bu kitabı anlamak ve bu kitabın eleştirisini daha iyi kavramak adına çok yerinde olacaktır.

"1903 yılında Hindistan'da doğdu. İngiliz edebiyatının en önemli isimlerindendir. Aristokrat bir ortamda büyüdü. İngiltere'ye döndükten sonra 1922'de Eton College'dan mezun oldu. Üniversiteye gitmek yerine aile geleneğini sürdürdü, Birmanya'ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı'na girdi. Aslında edebiyatla ilgilenmek istiyordu. İngilizlerin Birmanyalılara yaptığı baskıları görünce 1928'de polislikten istifa etti. 1930'larda kendisini sosyalist olarak tanımladı. Ama gazete muhabiri olarak izlemeye başladığı İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçi milislere katıldı. Teğmen rütbesine kadar yükseldi ve bir çatışmada ağır yaralandı. 1937'de komünistlere karşı savaştı. Hayatını tehlikeye attığını düşünerek bu ülkeden ayrıldı. 1944'te en önemli eseri olan ve Rus devrimiyle Stalin'in devrime ihanetini konu alan "siyasal fabl"ı "Hayvanlar Çiftliği"ni yazdı. 1949 yılında yayınlanan "1984" adlı romanı da Hayvan Çiftliği gibi büyük başarı kazandı. Bu kitabı yazarken verem tedavisi gören Orwell, Londra'daki bir hastanede 1950 yılında yaşamını yitirdi."

George Orwell ismini lise sıralarında ya edebiyat ya da felsefe dersinde duymuşuzdur. Ütopyalardan bahsedilirken George Orwell Hayvan Çiftliği en önemli örneklerden biridir denmişti. Ben de tabi o zamanlar bir heves kütüphane yolu tutup eli boş dönmüştüm. Sonra da unutulup gitti.

Kitabı orijinal dilinden okuma fırsatı bulanları şanslılar sınıfından sayıyorum. Ben şimdilik tercümelerden faydalandım. Ve sonrasında da kitabı okurken havada kalan düşüncelerimi pekiştirmek namına da animasyon filmini izledim. Hani bize ütopya örneği diye verilen bu kitap aslında bir distopya -(anti-ütopya Yunanca dystopia)- örneği sayılabilir. Çünkü gerçekleşmesi mümkün olmayan bir dünya gibi değil ve eser Stalin döneminin fabl üzerinden taşlamasıdır.

Orwell bu eserde bir çiftlikte yaşayan ve çiftlik sahibinden zulüm gören, emeği sömürülen hayvanları konuşturarak hayranı olduğu sosyalizmi ve sosyalist devrimi eleştirmeye başlamıştır.

Eser çiftliğin en yaşlı hayvanı olan bilge domuzun hayvanları devrime yönlendiren toplantısıyla başlar. Mevcut düzeni sorgulamaya başlayan hayvanlar, bilge domuzun uykusunda hayatını kaybetmesiyle devrim fikrine daha sıcak bakmaya başlarlar. Çiftlikteki hayvanlar içinde daha zeki olarak yansıtılan domuzlar devrim sonrasında yönetimin kafa takımını oluştururlar. Animasyon filmi de benzer bir hikayeyle başlar. Minik farklarla ve biraz da kurgunun işin içine girmesiyle okuduğumuz dünyanın somut hali gözümüzde canlanırken, mevcut düzenimizde yaşadığımız hayatı sorgulamaya başlarken buluyorsunuz kendinizi.

Hatta düşünce yapısı size yakın olan biriyle, dünya savaşları olduğu; adil düzen adı altında atılan adımların neden yetersiz kaldığı, başlanılan noktaya neden geri dönüldüğü üzerine bir fikir alışverişinde bulunabilirsiniz.



Eser yine günlük işlerin her hayvan için eşit olduğunu hiçbir hayvanın diğer hayvana üstün olmadığı düşüncesiyle başlar. Bunun akabinde alınan bazı kararlar vardır.

1. iki bacaklı canlılar bizim düşmanımızdır

2. dört bacaklı canlılar dost ve müttefikimizdir.

3. hayvanlar asla giyinmeyeceklerdir.

4. hayvanlar asla yatakta yatmayacaklardır.

5. hayvanlar asla içki içmeyeceklerdir.

6. hayvanlar asla hayvanları öldürmeyeceklerdir.

7. bütün hayvanlar eşittir.



Ama bu kararlardan önce 4. Emir çarşaflı yatakta yatmayacaktır, sonrasında ise hayvanlar gereksiz yere öldürülmeyecektir şeklinde yönetimin isteğine ve çıkarlarına göre değiştirilmiştir.

En son olarak ise tüm emirler kaldırılarak “All animals are equal, but some animals are more equal than others.” Yani tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir cümlesi tek emir olarak kalmıştır.

Kitaptan birkaç alıntıyla yazıya son verip hiç kimseyi daha fazla spoiler manyağı yapmak istemiyorum.

Snowball, "Bak yoldaş," demişti. "Senin onsuz edemediğin kurdele, köleliğin simgesidir. Özgürlüğün kurdelelerden çok daha değerli olduğunu kafan almıyor mu?"

Özgürlüklerini savunmayanların ödedikleri bedel ağırdır.



İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.

SON SÖZ:
Hanesüs'e bu güzel yazıyı bizimle paylaştığı için sonsuz teşekkürler.
Hanesüsün blogu : hayalkapanım

Yorumlar