Genç Ölümün Ardından Birkaç Söz...

Düşünsene, bir gün önceki o güzel sabaha birlikte uyandığın, ömrünün sonuna dek birlikte olacağını düşündüğün o güzel insan artık yok...

Bir rutine konu olmuş, ardı ardına dizilmiş günlerin yavaş yavaş değer yitimine uğramaya başladığını hissediyorken, o güzel insanla nasıl olsa daha çok zamanın olduğunu düşünüyorken onu kaybediyorsun.

Belki banyoda selenin içinde o güzel insanın hala teninin kokusunu taşıyan "kirli" diye tabir ettiğimiz kıyafetler var. Belki gitsen baksan hala onun kadar sıcaklar. Kokusu hala üzerinde. Ama o uzak bir mezarlıkta toprağın altında...

Sen evdesin, o bir çukurun içinde. Sen hayattasın, o ölü. Sen sıcaksın, o soğuk...

Sen ne kadar hayattasın? Peki hayalleriniz kimin yanında? Onunla birlikte gömüldüler değil mi? Zira seninle kalsalar da birer yaşayan ölü olacak o hayaller. Onların ölümü, toprağa gömülmelerini gerektirmiyor. Çünkü onlar iki kişilik kurulmuştu. Biri eksik olunca hayal mi kalırmış ortada?

Velhasıl genç ölüm zordur. Hele insanın ömrünü birleştirdiği insana daha zor, daha ağır...

Esen kalın.

Ayrıca ölüme dair bir yazıyı da "yaşam" kategorisinde yayınlıyor olmam ayrıca ironik olsa gerek.

"Günlüğüme not almış olduğum genç bir ölüm haberini tekrar okumam üzerine zihnimden geçenler"

Yorumlar